bulmak

-ur -i
1. 设法弄到, 找到; 找回, 失而复得: Biraz para bulmak gerekiyor. 需要弄点儿钱。Paramı buldum. 我找回了我的钱。Saatlerce karın doyuracak bir köy aramış, bulamamıştım. 我想找一个村子填饱肚子, 但找了几小时也没能找到。
2. 碰见: Sizi burada bulacağımı hiç ummazdı. 我没想到能在这儿碰见你。
3. 发现, 发明: Bi Sheng kitap basmayı buldu. 毕昇发明了印刷术。Colobe Amerika'yı buldu. 科伦布发现了美洲大陆。Sabahleyin uyandığımız zaman her tarafı karla örtülmüş bulduk. 早晨我们醒来的时候发现到处都是银装素裹。
4. 猜出, 弄清, 查明: bilmece \bulmak 猜出谜语, 找到谜底 düşmanın plânını \bulmak 查明敌军意图
5. 达到(某一地点、某一时刻、数量等): Vakit öğleyi bulduğu için burada uzunca bir mola verip öğle yemeğini yemek gerekecektir. 时间已经到了中午, 我们应该在这儿多休息一会儿, 吃顿午饭。Yetmişini buldu. 他已年过古稀。Konuşa konuşa evi bulmuşuz. 说着说着不知不觉我们就到了家。Kazancı milyonları buldu. 他挣的钱到了几百万。
6. 击中: Atılan kurşun o zavallıyı buldu. 射出的子弹击中了那个可怜的人。
7. 认为: Bu kumaşı nasıl buluyorsunuz? 你觉得这块料子怎么样?Hastayı iyi buldum. 我看病人已经好了。Bu davranışı yerinde buldum. 我认为这样做是得体的。
8. 挑选, 选择; 中意: Arkadaş olarak bu haylazı mı buldun? 你难道就挑了这么一个二流子当朋友?Bazen onlara yeni ve güzel kıyaretler buluyor. 他偶尔给她们挑几件漂亮的新衣服。
9. 受到报应, 受到惩罚: Allah'tan bulsun. 他这么缺德必遭报应!Eden bulur. 成́ 恶有恶报。
10. (-i, -e) 诿于, 归咎于: Ona suç bulmak doğru değil, elinden geleni yaptı. 不应该怨他, 他已经尽力了。Bana kabahat bulma, ben böyle olacağını vaktinde söylemiştim. 别怪我, 我当时就说过会搞成这个样子的。Çoğu kimseler, kendi suçlarıyla yıkıma uğradılar mı, suçu tanrılara bulur, talihten yakınırlar. 有许多人由于自己的过错而遭不幸, 却怨天尤人。
11. 想起, 回忆起: Adını bir türlü bulamıyorum. 我怎么也想不起他的名字。
12. (船只)搁浅
13. 用于助动词, 如: son \bulmak 结束 şifa \bulmak 痊愈, 康复 vuku \bulmak 发生 vücut \bulmak 出现, 发生
◇ Bula bula bunu (或 onu, bir seyi, bir kimseyi) bulmak 找来找去(挑来挑去)却找(挑)到个最差的: Demek, bula bula bunu buldun? 合着你挑了半天就挑了这么个东西?buldukça bunamak 贪得无厌, 永不知足 bulup buluşturmak 努力寻找, 四下寻找: Bulup buluşturup vergi borcumuzu ödeyerek hacizden kurtulduk. 我们东挪西借, 交清了欠税, 才免于被查封。
◆ Buldukça bunar. 他挑花了眼; 他贪得无厌。Bulmuş da bunuyor. 他挑花了眼; 他贪得无厌。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • bulmak — I, 123, 215, 304, 360, 384, 398, 407, 445, 463, 508; I I, 21, 22. 29, 316; III, 12, 90, 440 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • bulmak — i, ur 1) Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak Kafam her an bir konu bulmak için binbir çeşit şeye müracaat ediyor. H. E. Adıvar 2) Bir şeyi elde etmek 3) Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek Paramı buldum. 4) Varlığı… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bulmak — olmak, mevcud …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • formül bulmak — bir işi çözümleyecek çıkar yol bulmak, çözüm bulmak O, bu nazik duruma karşı bir formül bulmuştu. R. N. Güntekin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bir yolunu bulmak — 1. bir işi sonuçlandırmak için çare bulmak 2. çare bulmak, çözüm üretmek Hemen bir yolunu bulurlar yükü üstlerinden aşırmanın. A. Ağaoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • layığını bulmak — 1) dengini, yaraşır eşini bulmak 2) hak ettiği cezayı bulmak İster misin, Tayfun un da gözüne ilişsin; layığını bulmuş diye sevinsin. S. M. Alus …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • alıcı bulmak — müşteri bulmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • antipatik bulmak — sevimsiz bulmak, kanı kaynamamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bal alacak çiçeği bilmek (veya bulmak) — çıkar sağlanabilecek yeri veya şeyi bilmek, bulmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • haklı bulmak — davasını, iddiasını, düşüncesini, davranışını doğru bulmak, yerinde görmek Müdür onu haklı buldu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • koca bulmak — kız veya kadın kendisi ile evlenecek bir erkek bulmak Üstelik kadının adı da çıktı, bir daha koca bulamadı. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.